
Yayınlandığı Dergi : Etlik Vet. Mikrobiol. Derg. 7:97-104. Proje özeti
Yayınlandığı Dergi : Etlik Vet. Mikrobiol. Derg. 7(4): 115-125. Proje Özeti
Yayınlandığı Dergi : Etlik Vet. Mikrob. Derg. 1997. 9.(2). S.31-46. Proje Özeti
Yayınlandığı Dergi : Etlik Vet. Mikrob. Derg.1997. 9.(1). 45-56. Proje Özeti
Yayınlandığı Dergi : Etlik Vet. Mikrobiol. Derg. (1999). 10,(1), s.1-17. Proje Özeti
Yayınlandığı Dergi : S.Ü. Vet. Bil.Derg. (1998), 14, 2: 133-145. Proje Özeti
|
||
|
1. ÖZET : Bu araştırma 1990 yılında Erzurum ili ve çevresindeki sığır ve koyunlarda sarılık ve kan işeme ile seyreden hastalıklar arasında Cl. oedematiens, Leptospira ve Kan protozoonları yönünden incelenmiştir. Koyunlarda 145 vak'ada Leptospirozis insidansı % 0.04, kan protozoonları % 43, B.icterohemoglobinüri %0.07 bulunmuştur. Sığırlarda 49 vak'ada aynı hastalıklar yönünden insidansları % 16, % 18 ve % 0.4 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak Erzurum ilinde sarılık ile seyreden hastalıklarda kan protozoonları gerek sığırlarda, gerekse koyunlarda birinci sırada yer almaktadır. Onu ise Leptospirozis izlemektedir. 2. ÖZET : Kars ili ve yöresinde gerçekleştirilen bu araştırmada örnek grup olarak 149 çiftçiye 2419 sığır, 10653 koyun ile ilgili sorular sorularak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sığırlarda İshal % 9.3, Şap % 9.7, Pnömoni % 0.2, Antraks % 0.5, Yanıkara % 1.8, Sarılık % 0.6, Abortlar % 8.5; koyunlarda ise ishal % 1.6, Enterotoksemi % 3.5, Pnömoni % 7.7, Sarılık % 1.7, Çiçek % 3.5, Ağız Yaraları % 2.7, Enf. Nek. Hepatitis % 1.4, Ayak Hastalıkları % 4.0, Abortlar % 7.8 yıllık insidans hızı ile seyrettiği tespit edilmiştir. 3. ÖZET : Bu araştırmada SPF civcivler kullanılarak Van Roekel suşu ile deneysel enfeksiyon oluşturularak hastalığın patolojik, anatomik ve histopatolojik bulguları ayrıntılı şekilde incelenerek, çabuk ve doğru teşhis konulmasında histopatolojik kriterlerin önemi araştırılmıştır. Klinik olarak ataksiye deney yapılan 24 civciv'in hepsinde (% 100), parez ve pareliz'e 20 (% 83), tremor'a 12 civcivde (% 50) ve tortikollis'e 8 civcivde (% 33) rastlanıldı. Sentral sinir sisteminde histopatolojik olarak nöyronal dejenerasyon, sentral kromatoliz, gliozis ve perivasküler mononükleer hücre infiltrasyonu ile karakterize dissemine nonprulent akut ensefalomiyelitis tablosu belirlendi. Perifer sinirlerde herhangi bir patolojik bulguya rastlanılmadı. Fokal ve diffuz gliozis'e hastalığın her safhasında rastlanıldı. Hastalığa özgü kabul edilen mononükleer hücre topluluklarına pankreas, bezsel mide, kassel mide, karaciğer'de rastlanıldı. Aynı bulgulara kalp, böbrekler, dalak, karaciğer ve bağırsaklarda değişik yoğunlukta rastlanıldı. Sonuç olarak klinik ve histopatolojik bulgular değerlendirilerek hastalığın tanısının konulmasında herhangi bir kuşkunun yersiz olacağı kanısına varıldı. 4. ÖZET : Bu çalışmada, değişik yaş grubunda yumurtacı ve broiler tavuğa ait bağırsak içeriği, iç organlar ve kümes altlıkları sırasıyla 50, 54, 50'şer olmak üzere toplam 154 örnek Listeria türlerinin varlığı yönünden incelenmiştir. Çalışmada üçlü izolasyon yöntemi kullanılmıştır. İncelenen 154 örnekten 14 (% 9.09) L.monocytogenes, 8 (% 5.19) L. murrayi, 6 (% 3.89) L. innocua, 5 (% 3.24) L. welshimeri ve 2 adet (% 1.29) L. grayi olmak üzere toplam 35 adet (% 22.72) Listeria spp. izole ve identifiye edilmiştir. İzole edilen 14 L.monocytogenes suşunun 9 tanesi (% 64.28) serotip-1, 5 tanesi (% 35.71) ise serotip-4 olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, elde edilen bulgulara göre tavuk eti ve ürünlerinin Ülkemizde de halk sağlığı yönünden potansiyel bir risk oluşturabileceği kanısına varılmıştır. 5. ÖZET : Bu çalışmada, değişik satış yerlerinden ve kümeslerden sağlanan 336 yumurta Salmonella spp. yönünden incelenmiştir. Çalışmada BPW buyyonu Önzenginleştirme, RVS buyyonu zenginleştirme, BGA ve XLT4 agarlar ise selektif besiyeri olarak kullanılmıştır. Yalnızca yumurta kabuklarında 4 adet (% 1.19) S.enteritis izole ve identifiye edilmiştir. Yumurta sarılarında ise Salmonella spp. varlığı belirlenememiştir. Sonuç olarak; bölgede tüketilen yumurtaların hijyen kurallarına uyularak tüketilmedikleri takdirde halk sağlığı bakımından potansiyel tehlike olabileceği kanısına varılmıştır. 6. ÖZET : Bu çalışmada, klinik ve subklinik mastitisli 120 inekten alınmış toplam 384 süt örneği incelenmiştir. CMT pozitif olan subklinik mastitisli 88 adet ineğe ait 372 süt örneğinden 107 adet bakteriyel etken izole edilmiştir. Klinik mastitisli 32 inekğe ait değişik türden 32 bakteri izole edilmiştir. İzolasyon oranları koagulaz (+) Staphylococcus spp. (% 51.69), koagulaz (-) Staphylococcus spp. 5 (% 3.59), St. uberis 9 (% 6.47), St.agalactiae 10 (% 7.19), St.dysgalactiae 3 (% .15), Ps. aeruginosa 8 (% 5.75), Prot. vulgaris 1 (% 0.71), E.coli 5 (% 3.59), S.dublin 1 (% 0.71), Brucella spp. 17 (% 12.23), Acinobacter spp. 6 (% 4.31), Diplococcus spp. 2 (% 1.15), Corynebacterium spp. 7 (% 5.03), Yeast spp. 3 (% 2.19) ve Listeria spp. 0 (% 0) olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, lokal olmakla birlikte abort yapmış ve sütleri ile Brucella spp. saçan inek sayısının % 12.23 olması bölgede halk sağlığı bakımından risk taşıdığı kanısına varılmıştır. Dolayısıyla konu ile ilgili daha kapsamlı bir çalışmanın yapılması yerinde olacaktır. 7. ÖZET : Bu çalışmada, 520 tavuk karaciğeri, 492 tavuk ince bağırsak içeriği, 233 adet mezbaha yüzeyinden alınan swap örnekleri olmak üzere toplam 1458 örnek Salmonella spp. yönünden incelenmiştir. Bütün örneklerden toplam 75 adet (% 5.14) Salmonella spp. suşu izole edildi. İzolatların organlara göre dağılımı; karaciğerde 7 (% 9.33), ince bağırsak içeriği 35 (% 46.67), boyun ve kloaka derilerinden 15 (% 20), mezbaha yüzeyi swap örneklerinden 18 (% 24) adet olarak bulunmuştur. İzole edilen 75 suşun 65 tanesi S.enteritis, 7 tanesi S.gallinarum, 1 tanesi S.infantis, 1 tanesi C-grubu Salmonella, 1 tanesi B-grubu Salmonella olarak dağılım gösterdiği belirlenmiştir. 8. ÖZET : Bu araştırmada Tüberküloz'dan şüpheli olarak incelenen toplam 33 adet sığır tüberküloz yönünden muayene edildi. Bunları bakteriyolojik muayenelerinde l9 olguda (% 58) Mycobacteri spp. izole edilirken, histopatolojik incelemelerde, akciğer, karaciğer ve mediastinal lenf yumrularından olmak üzere toplam 25 olguda (% 76) tipik tüberküller belirlendi. Histopatolojik olarak tüberküloz saptanan 25 olguda bulgulara en fazla mediastinal lenf yumrularında (% 100), akciğerde (% 72) ve karaciğerde (% 24) rastlandı. Tüberkülozun sığırlara solunum yolu ile bulaştığı ve yaygın görüldüğü ortaya çıkmıştır.
9. ÖZET : Bu çalışmada 1993-1995 yıllarında Erzurum Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü laboratuvarına getirilen 47 adet pnömonili kuzu akciğeri incelendi. Olguların % 82.98'inde etken izole edildi. İzole edilen bakterilerden P. haemolytica % 40.42 oranı ile ilk sırada yer aldı. Histopatolojik olarak pnömoniler Kataral-prulent bronkopnömoni (% 38.46), Apseli nekrotik bronkopnömoni (% 33.33), Atipik pnömoni (%28.20) ve Verminöz pnömoni (% 2.56) olarak sınıflandırıldı. 10. ÖZET : Araştırmada Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde 1994-1996 tarihleri arasında 96 koyun ve 119 inek atık fetusunun bakteriyolojik etiyolojisi ve patolojik bulguları incelendi. Erzurum Bölgesinde atık inek fetuslarında % 42.3 Brucella abortus, %1.4 Haemophilus somnus, %1.4 Corynebacterium spp., koyun fetuslarında %45.2 Brucella spp. (Br. melitensis), 2 Corynebacterium spp., % 6 Salmonella abortusovis ve %3.6 oranında Campylobacter fetus subspp; Kars Bölgesinde, inek fetuslarında, %40 Br. abortus, %4 Campylobacter fetus subspp, koyun fetuslarında, %5.7 Campylobacter fetus, %5.7 Salmonella spp.ve %2.8 oranında Streptococcus spp. izole edildi. Olguların ortalama %54.8‘inde bakteri saptanamadı. Histopatolojik incelemelerde, kataral bronkopnömoni, irinsiz intersitisyel nefritis, karaciğerde yaygın ya da fokal nekrozlar, hepatositlerde dejenerasyonlar gözlendi. Ayrıca iki inek (%2) ve dört koyun (%3.4) fetusunda konjenital malformasyon olarak, scoliosis, arthrose, prognathie ve ichtiyosis congenita belirlendi. 11. ÖZET : Bu çalışmada, Erzurum’daki Mezbahalardan alınan 167 pnömonili sığır akciğeri ve Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’ne getirilen 53 pnömonili sığır akciğeri incelendi. Toplam 220 pnömonili akciğerden 10’unda (%4.5) Pasteurella multocida, 13’ünde (%5.9) Pasteurella haemolytica ve 8’inde (3.6) Mycoplasma spp. izole edildi. İzole edilen toplam 10 Pasteurella multocida’nın 6’sı Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü’ne getirilen pnömonili akciğerlerden, 4’ü ise mezbahadan alınan örneklerden izole edildi. İzole edilen 10 Pasteurella multocida’nın kapsuler antijenine göre tiplendirilmesi yapıldı ve 4’ü (%40) A, 2’si (%20) E, 1’i (%10) B ve/veya E olarak tiplendirildi, 3 (%30) izolat tiplendirilemedi. Pnömonili akciğerlerde makroskopik lezyonlar çoğunlukla kranial loplarda gözlendi. Histolojik muayenede 9 olguda eksudatif pnömoni ve 4 olguda proliferatif pnömoni gözlendi. Eksudatif tip pnömonilerde çoğunlukla mikoplazma etkenlerinin yol açtığı fibrinonekrotik pnömoni belirlendi. Bazı olgularda plöritis de görüldü. 12. ÖZET : Bu çalışmada 1996-1998 yılı kuzulama döneminde Erzurum Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne getirilen koyun atık fetusleri Campylobacter türlerinin araştırılması için incelenmeye alındı. İncelenmeye alınan 115 koyun atık fetusundan 6 (%5.22) Campylobacter Spp. izole edilmiştir. İzole edilen türlerden 4 (%66.6) suş C.fetus subsp. fetus olarak identifiye edilirken, 2 (%33.4) suş C.jejuni olarak identifiye edilmiştir. İzole edilen 6 Campylobacter suşu, oksidaz, katalaz, %3.5 NaCl, TTC (400mcg/ml), H2S, Sodyum hippurat hidroliz, CYE agarda üreme, 25 0C, 30.5 0C, 42 0C, 45 0C‘de aerobik ve mikroaerofilik olarak üreme, Nalidiksik asit ve Cephalotın duyarlılık testlerine tabi tutularak identifiye edilmiştir. C.jejuni olarak identifiye edilen suşlar H2S, Hippurat hidroliz ve DNAase aktivitesi gösterme özelliklerine göre biyotiplendirilmiştir. C.jejuni olarak identifiye edilen suşlardan 1 suş biyotip-1a, diğer suş biyotip-2 olarak identifiye edildi. Antibiyogram testinde tüm suşlar Penisiline dirençli, 3 suş Streptomycine ve Enrofloxasine orta derecede duyarlı, 4 (%66.6) suş Tetracycline ve Neomycine duyarlı, tüm suşlar Eritromycine ve Gentamycine duyarlı bulundu. 13. ÖZET : Bu çalışma, İnfeksiyöz Bovine Keratokonjuktivitis (IBK) semptomlu sığırlardan Moraxella bovis'in izolasyon oranını saptamak ve izole edilen suşların antibiyotiklere duyarlılıklarını belirlemek amacı ile yapıldı. Bu çalışmada Erzurum ili ve Merkez köylerinde IBK şüpheli 145 sığırın 26'sından (%17,9) M. bovis izole edildi. IBK şüpheli sığırlardan alınan toplam 173 materyalin 29'undan (%16,7) M. bovis izole edilmiştir. İzole edilen M. bovis suşlarının çeşitli morfolojik kültürel ve biyokimyasal özellikleri incelenerek identifikasyonları yapıldı. İzole edilen M. bovis suşlarının antibiyotiklere duyarlılıkları disk diffüzyon metodu ile incelendi. Tüm suşlar amoxicillin + clavulanicacid ve enrofloxacin'e duyarlı (%100) bulundu. Eritromicin'e karşı 20 suş duyarlı (%69), 9 suş dirençli (%21), cloxacillin'e karşı 10 suş duyarlı (%34,5), 19 suş dirençli (%65,5), oxytetracycline'e karşı 27 suş duyarlı (%93,1), 2 suş dirençli (%6,9), gentamicin'e karşı 23 suş duyarlı (%79,3), 6 suş dirençli (%20,7), neomicin'e karşı 28 suş duyarlı (%96,5), 1suş dirençli (%3,5) bulunmuştur. İzole edilen suşlar, M. bovis IBH 67 suşuna karşı hazırlanan hiperimmun serumu ve M. bovis izole edilen 3 hayvandan alınan kan serumları AGID testi ile karşılaştırılmıştır. M. bovis IBH 67 suşuna karşı hazırlanmış olan hiperimmun serum ile izole edilen 4 suş, 1 No'lu kan serumu ile 5 suş, 2 No'lu kan serumu ile 8 suş ve 3 No'lu kan serumu ile 5 suş presipitin bantı vermiştir. 14. ÖZET : Bu çalışma, Erzurum Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne getirilen 33 adet sığırve 49 adet koyun fötüsünde abortus sebeplerinden, Leptospirozisin saptanması için yapılmıştır. Herbir fötüse ait karaciğer,akciğer, dalak ve böbreklerden hazırlanan doku kesitleri avidin-biotin immunoperoksidaz boyama tekniğiyle boyanmış ve dokulardaki antijen lokalizasyonu ışık miçaprazkobu ile incelenmiştir. Yapılan bu çalışmada incelenen 33 sığır fötüsünden 8'inde ve (%24.24) 49 koyun fötüsünden 11'inde (%22.44) pozitif immunboyama tespit edilmiştir. Çalışma süresince Leptospirozis yönünden pozitif olduğu saptanan 19 fötüsün; 9'unda akciğer (% 47.38), 6'sında karaciğer (%31.57), 8'inde böbrek (%42.11) ve 6'sında dalakta (%31.57) Leptospiral antijenler saptanmıştır. Leptospira spp. antijenlerinin akciğerlerde interalveoler ve interlobuler septumdaki makrofajların, karaciğerde portal bölgedeki hepatositler ve makrofajların sitoplazmalarında yer aldığı, böbreklerde pelvis renalisin lamina epitelyalisinde yüzeyel transizyonel epitel hücreleri ile kortikal tubulus epitellerinde ve intertubular interstisyumdaki makrofajların sitoplazmalarında yerleştiği belirlendi. Dalakta ise pozitivif boyanma makrofajların parankim içinde diffuz bir şekilde yayıldığı gözlendi. Sonuç olarak bu çalışma, Doğu Anadolu Bölgesi'nde sığır ve koyunlarda yavru atmaya sebep olan hastalıklar içerisinde, Leptospirozisin önemli oranda rol oynadığını ve hastalığın geçmiş yıllara oranla özellikle koyunlarda belirgin bir artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca bu çalışmadan elde edilen bulgular, izolasyon ve identifikasyonu zor olan Leptospiraların, fötal dokularda da immunohistokimyasal tekniklerle rahatlıkla teşhis edilebileceğini ve böbreklerin yanısıra karaciğer, dalak ve akciğerlerin de etkenlerin tespitinde göz önünde bulundurulması gereken önemli fötal organlar olduğunu ortaya koymaktadır. 15. ÖZET : Bu çalışmada Erzurum merkez ve çevre ilçelerinde alabalık (Oncorhynchus mykiss) üretim ve yetiştiriciliği yapan çiftliklerde suyun fiziko-kimyasal özellikleri, planktonik organizmaların kompozisyonu, yoğunluğu, mevsimsel değişimleri ile balıklarda görülebilen bakteriyel hastalıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Suyun fiziksel ve kimyasal yönden incelenmelerinde beklenen değerlerin dışına çıkmadığı ancak mevsimsel değişimlere ve coğrafik yapıya bağlı olarak kısmi değişimlerin olduğu belirlenmiştir. İncelenen çiftliklerde Bacillariophyta, Chlorophyta, Cyanophyta, Euglanophyta ve Dinophyta bölümüne ait alglerin oluşturduğu bir fitoplankton topluluğu gözlenmiştir. Bacillariophyta ve Chlorophyta bölümüne ait fitoplankton türlerinin hakimiyeti tespit edilmesine rağmen kirliliğin olduğu ve atık suların ortama bırakıldığı çiftliklerde ise kirlilik indikatörü olarak kabul edilen Stigeoclonium sp., Oscillatoria tenuis ve Nitzschia palea gibi türlerin sayısında artış olduğu belirlendi. Balık yetiştiriciliği açısından büyük önem arzeden zooplanktonlardan ise Tubificidae familyasına ait Tubifex tubifex, Lumbricidae familyasına ait Lumbricus terrestris, Daphniidae familyasına ait Daphnia pulex ve Gammaridae familyasına ait Gammarus syriacus türlerinin hakim olduğu belirlendi. Yapılan bu çalışmada alabalık yetiştiriciliği yapan 20 çiftlik 2 yıl süresince gözlem altına alınmıştır. Bu çiftliklerden alınan balık numunelerinden 7 bakteri türü tespit edildi. Hasta veya ölmüş balıklardan 7 çiftlikte Aeromonas hydrophila, 3 çiftlikte Yersinia ruckeri, 1çiftlikte Aeromonas sobria 1 çiftlikte Citrobacter freundii ve 1 çiftlikten Flavobacter spp., 1 çiftlikten Pseudomonas spp., 1 çiftlikten de Streptococcus spp. izole edildi. Çiftliklerden 4'ünde sadece Aeromonas hydrophila hasta balıklardan izole edilirken, 3 çiftlikte Yersinia ruckeri ile birlikte Aeromonas hydrophila ve 1 çiftlikten de Flavobacter spp. İle birlikte Aeromonas hydrophila izole edilmiştir. Balıkların iç organlarından Vibro türleri yönünden özel besi yerlerine yapılan ekimlerde bu etkenler üretilmemiştir. Yapılan histopatolojik incelemelerde bakteriyel izolasyon yapılan örneklerde benzer mikroskopik lezyonlar gözlendi. Özellikle hastalıklardan etkilenmiş balıkların böbrek, karaciğer, dalak, deri ve solungaçlarında değişen düzeylerde dejeneratif-nekrotik değişimler saptandı. 16.ÖZET : Erzurum ili ve çevresinde insanlarda ve abort yapmış sığırlarda Coxiella burnetii antikorları ve sero-prevalansı ticari ELISA kiti ile araştırıldı. İncelenmeye alınan 230 sığır kan serumu örneğinin 22 (%9,56)'sinde C.burnetii antikoru saptandı. Abort yapan 53 sığırın12 (%22,64)'sinde, abort yapmayan 177 sığırın 10 (%5.6)'unda seropozitiflik belirlendi. Risk grubunda bulunan, sağlıklı görünen hayvan sahiplerinden 92 kan örneği alındı. İnsan kan serum örnekleri ELISA ile incelendi ve 18 (%19.56) serumda pozitiflik saptandı. Bu durum, infeksiyonun seroprevalansının insanlarda ve abort yapmış olan sığırlarda yüksek olduğunu ortaya çıkardı. |
